Ceza Hukuku

Ceza Hukuku Uzmanlık Hizmetleri

Av. Ali Altın Hukuk Bürosu

Kaynağını, doğrudan Anayasadan, Kanunlardan, Milletlerarası Sözleşmelerden; dolaylı olarak ise Yüksek Mahkeme Kararları ve Doktrinden alan Ceza Hukuku; kamu hukukunda suç teşkil eden fiilleri ve bunlara uygulanacak yaptırımların neler olduğunu gösteren hukuk disiplinidir.

Ceza hukuku, sahip olduğu yaptırımların önleyici etkisiyle “hukuki değerlerin korunması” fonksiyonu görmektedir. Bu yüzden elzemdir ve “son çare” dir. Zira ceza hukuku yaptırımları birey hak ve hürriyetlerine doğrudan müdahale niteliği taşır. Bu hak ve hürriyetleri güvence altına almak içinse bazı prensipler belirlenmiştir:

1. Kusur İlkesi

Bu ilkeye göre fail, işlediği suçtan dolayı ancak kusurlu ise cezalandırılabilir ve cezası kusuru oranında olmalıdır. Güvenlik tedbiri ise yine bir ceza hukuku yaptırımı olmakla beraber kusurun aranmadığı, korumaya ve iyileştirmeye yönelik yaptırımlardır. O halde diyebiliriz ki: Ceza yaptırımı için “kusur”, güvenlik tedbiri yaptırımı için ise “tehlikelilik” esas alınır.

Ayrıca kusur ilkesi, ceza sorumluluğunun şahsiliği ilkesi ile yakından ilgilidir. Bu ilke, TCK’da ceza sorumluluğunun şahsi olduğunu, kimsenin başkasının fiilinden dolayı sorumlu tutulamayacağını belirtir. Dolayısıyla bu ilke kusur kimdeyse onun ceza alacağı, cezasının da kusuru oranında olacağı sonucuna vardırır.

2. Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi

Bu ilkenin özü Anayasanın 38. Maddesinde karşımıza çıkmaktadır: *“(1)Kimse, işlediği zaman yürürlükte bulunan kanunun suç saymadığı bir fiilden dolayı cezalandırılamaz; kimseye suçu işlediği zaman kanunda o suç için konulmuş olan cezadan daha ağır bir ceza verilemez. (2) Suç ve ceza zamanaşımı ile ceza mahkûmiyetinin sonuçları konusunda da yukarıdaki fıkra uygulanır. (3) Ceza ve ceza yerine geçen güvenlik tedbirleri ancak kanunla konulur.”*

Özetle; kimseye kanunda açıkça sayılan haller dışında ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz; ayrıca kanunda yazılı olan ceza ve güvenlik tedbirleri dışında başka bir cezaya hükmolunamaz.

Bu ilke bizi kıyas yasağına götürür; kıyas, hakimin karşılaştığı somut olayda ceza hukukunu oluşturan kaynaklara bakması ve somut olayda işlenen fiili suç olarak bulamayıp, benzeri bir fiille değerlendirmesi ve onun da suç olduğu kanaatine varmasıdır. Hakkında hüküm bulunan başka bir olay ile benzerlik kurularak yapılan bu muhakeme ceza hukukunda YASAKLANMIŞTIR. Zira, suçlar kanunda “açıkça” ve “belirli” bir şekilde sayılmıştır.

Suç Teorisi

SUÇ TEORİSİ’ nin konusunu ise “haksızlığın” gerçekleşmiş sayılması için gerekli olan unsurlar oluşturur. Her suçta bulunması gereken üç yapısal ve zorunlu unsur vardır: Maddi unsur, manevi unsur ve hukuka aykırılık. Bu üç unsuru incelediğimizde, somut olayda fiilin suç olup olmadığını tespit edilebilmektedir.
  • Maddi Unsur: Suçun maddi unsurunu fiil, netice, nedensellik bağı, fail, mağdur, suçun konusu oluşturur.
  • Manevi Unsur: Suçun manevi unsuru denildiği zaman, fiilin kasten mi yoksa taksirle mi işlenmiş olduğuna bakılır. Kast ve taksir haksızlık teşkil eden fiilin işleniş şeklidir.
  • Hukuka Aykırılık: Görevin ifası, meşru savunma, hakkın kullanılması ve ilgilinin rızası gibi hukuka uygunluk nedenlerinin olmadığı her olayda, diğer unsurlar da gerçekleştiyse, hukuka aykırılık vardır ve suç oluşmuştur.

Hukuki Danışmanlık Almak İster misiniz?

Bu konu hakkında randevu talebi oluşturabilirsiniz.

İletişime Geçin